Bugün daha çok bir filozof olarak anılsa da Platon; eski Yunan’ın en önemli matematikçilerinden birisiydi. Milattan 387 yıl kadar önce (M.Ö. 387) Atina’daki Akademi ismini verdiği okulunda, 15 yıllık eğitimin ilk 10 yılı Matematik ve Fen bilimleri ağırlıklıydı. Felsefe’nin bir dalı olarak ele aldığı matematiği hakikat arayışında takip edilen bir yol olarak görüyordu. Bugün kullandığımız Felsefe tabiri “philosophia”dan (filosofia) Arapça’ya oradan da Türkçe’ye geçmiş bir kelimedir. Philosophia ise sevgi-muhabbet anlamındaki “philia” ile “derin bilgi-hakikat-hikmet” anlamındaki sophia kelimelerinin birleşmesiyle oluşan ve “hikmet sevgisi, derin bilgi aşkı” olarak tanımlanabilecek bir terimdir.[2] Platon genelde matematik, özelde ise Geometri’nin Evren’in sırlarını çözmek için en önemli anahtar olduğunu düşünüyordu[3]. Ona göre Evreni oluşturan her maddenin özünde 5 tane simetrik 3 boyutlu şekil bulunmakta idi. Okulu Akademi’nin girişinin üstündeki tabelada ise şunlar yazmaktaydı:

“Geometri bilmeyen giremez.”
(“Let no-one ignorant of geometry enter here”)

Aslında insanoğlunun evreni anlamak, dilini çözmek, dünyada sosyal ve iktisadi bir yaşam düzeneği tesis etmek için Matematiği kullanma hikâyesi Platon’un Akademisinden neredeyse beş (5) bin yıl önceye kadar götürülebilir.

Mezopotamya’nın bugünkü Irak’a karşılık gelen bölgesinde yerleşik bir medeniyet olan Sümerler matematiğin öncüleri olarak rahatlıkla gösterilebilirler. Yazı’nın, tarımın, tekerleğin, Sulama kanalları ve Su Kemeleri başta olmak üzere pek çok buluşun kökeni Medeniyetler beşiği olan bu coğrafyanın mukimi Sümerlere atfedilebilir.

M.Ö 6. Binyıl ’da toplu tarımın gelişmesi ile birlikte arazilerin ve arazilerden elde edilen ürünlerin ölçülmesi, alınacak vergilerin belirlenmesi gibi ihtiyaçlar matematiği bir cevap olarak öne çıkarmıştır. Sümerler, Kilden yapılmış konileri, sadece bir ölçü birimi olarak değil zaman içerisinde aynı zamanda 60’lık sayı sistemini geliştirmek için de kullanmışlardır.[4]

Platon’dan 1000 (bin) yıl sonra, bu sefer Abbasi yönetiminde ki Bağdat’ta Eski Sümer, Babil, Mısır ve Yunan medeniyetlerinin çıktılarının Arapça ’ya çevrilmesi ile birlikte yoğun bir bilimsel üretim dönemi başlamıştır.[5]

Gerçek anlamda İslam dünyasında çeviri faaliyetinin başlatan olarak bilinen İkinci Abbasi halifesi Cafer el-Mansur, sadece eski Babil toprakları üzerine Bağdat’ı kurmakla kalmamış, eski Babil medeniyeti üzerine yeni bir medeniyet inşa etmeye çalışmıştır denilebilir. Bunu yaparken de başta Yunan olmak üzere eski medeniyetlerden azami ölçüde yararlanmaya gitmiştir. İşte bu yüzden Dicle nehrinin üstüne eski Babil şehrinin yakınına Bağdat’ı kurarken çok sevdiği Euclides (Öklid) geometrisine uygun bir şehir planı çizdirmiştir.[6]

Çeviri faaliyetlerin merkezi Abbasi yönetim mekanizması içerisinde bir büro olarak faaliyet gösteren Beytü’l Hikme kütüphanesi olmuştur. Beytü’l Hikme etrafında serpilen ilim faaliyetleri Bağdat’ı özellikle Halife El- Me’mun zamanında büyük bir kozmopolit metropole dönüştürmüştü. Dünyanın dört bir yanından farklı din ve milletlerden hocaların dersler verdiği bünyeden El-Harezmi gibi pek çok âlim çıkmıştır.  Hint matematiğini tetkik etmek için bir dönem Hindistan’da da bulunan Harezmi, Cebir’i geliştirip sistemleştirmiş, Batı dünyasını Hint rakamları ve ondalık sayı sistemi ile tanıştırmıştır. Sadece “0” rakamının batıya tanıtılması bile modern dünyanın en önemli yeniliklerinin başında gelmektedir.

Ona göre Algoritma şöyle demektedir:

“Rabbimiz ve koruyucumuz olan Allah’a hamd ve senalar olsun.”

Harezmi’nin[7] Hint rakamları üzerine yazdığı kitap bütün eski dünyayı dolaştıktan sonra ünlü İtalyan matematikçi Fibonacci eliyle yaygınlaştırılmıştır. Babası sık sık Kuzey Afrika’ya yolculuk yapan bir tacir olan Fibonacci[8], 1202 yılında yayımladığı Liber Abaci isimli kitapla Arap rakam sisteminin döviz alım satımı, ticari muhasebe, ağırlık ve uzunlukların birimlerini çevirmek gibi pek çok alanda uygulamasını göstermiştir.[9]

Fibonacci de aslında sayıların peşinden giderken doğanın sırlarını, gerçeklerini keşfetmeye çalışıyordu. Sayıların dünyasına yaptığı yolculuğu esnasında doğadaki pek çok desenin belirli bir sayı dizisini takip ettiğini keşfetti. Bugün doğadaki pek çok fenomenin arkasında Fibonacci sayıları olarak bilinen dizilimin ve altın oran’ın (1.618) olduğu ispatlanmıştır.[10] Bu sırrı keşfettiğinde Fibonacci şunları söylemişti:

“Bir gülün güzelliğindeki sır onu yaratanın içine sakladığı matematik sanatının ta kendisidir.”

Bu kısa tarih turundan sonra rahatlıkla ifade edebiliriz ki, önce kıta içi ticaret ve pazarın, sonra Atlantik ötesi keşifler ve ticaretin ve nihayetinde endüstri devriminin temelinde Doğu sayılarının ve matematiğinin batı ile buluşması ve dünyanın matematiksel bir dille yorumlanması yatmaktadır. 12-14. yy arasında bugünün İtalya’sında giderek serpilen Matematik bilimi etkilerini hala hissettiğimiz dönüşümlerin başlangıcı olmuştur.[11]

Matematiğin dünyanın ilerlemesindeki kilit rolü son yıllarda azalmamış bilakis 70’li yıllardan itibaren Bilgi ve İletişim Teknolojilerinde (BİT) yaşanan atılımla ve İnternet teknolojileriyle daha da artmıştır. Bugün geliştirilen yeni bir teknolojinin kritik kullanıcı kitlesi olan 50 milyon kullanıcıya ulaşması için geçen süre 35 gündür. Örneğin telefonun 50 milyon kişilik bir kitleye ulaşması için ise 75 yıl gerekmiştir.

Dünyada artık çok daha fazla bilgi ve veri üretilmektedir. Bu veriler çok daha hızlı, kolay ve güvenilir şekilde depolanabilmektedir.

Data Age 2025 araştırmasına göre 2016 yılı boyunca 16 zettabytes[12] veri üretilmiştir. 2025’e gelindiğinde dünyada 160 zettabytes veri üretilebilecektir. Üretilen verilerin hızla artmasının nedeni ise özellikle Nesnelerin İnterneti (IoT) teknolojisidir. Evlerimizdeki buzdolaplarına, otomobillerimize kadar giren internet ve yapay zekâ, ya da telefonlarımızdan sürekli gönderdiğimiz mesajlar bu cihazların sürekli veri işlemesine neden olmaktadır.[13] Doğru, güncel, çağdaş bir matematik/mühendislik altyapısı ile bu veriler (Büyük Veri) hızla yorumlanmakta böylelikle veriye dayalı yeni teknolojik enstrümanlar, çözümler, tasarımlar mümkün olmaktadır.

Büyük veri bilimine daha yakından baktığımızda karşımıza aslında bir kez daha Fibonacci çıkmaktadır. Büyük veri sanıldığından daha basit ama aynı zamanda sezgisel bir iş olup, işin özü örüntüleri(desenleri) tespit edip, bir değişkenin diğerini nasıl etkileyeceğini kestirmektir.[14]

Kissinger’ın ifadesiyle neredeyse Ulusal Güvenlik Meselesi haline gelen yeni teknoloji üretim süreçlerinin başında gelen Yapay Zeka (Artificial Intelligence-AI) ise yine özünde bir olaylara, olgulara, süreçlere dair verileri tekrar tekrar değerlendirmek, analiz etmek, nedensellik ilişkileri, desenleri çıkarmaktan başka bir şey değildir.[15]

Netice itibariyle Babil’den eski Mısır’dan bugüne kadar insanlar doğayı anlamak, evrenin sırlarını aralamak, gündelik hayatlar, yerleşik bir düzen kurabilmek için dünyaya matematik bir pencereden bakmak gerektiğini, matematiğin ve sayıların dilini öğrenmek ve bu dille konuşmak gerektiğini kavramışlardır.

Bugün de bu anlayışa sahip toplum ve ülkeler kalkınma ve refah yarışında en önde yer almaktadırlar.

Günümüzde ülkelerin rekabetçilik seviyelerini anlayabilmek için belki de ilk bakılması gereken gösterge “Küresel İnovasyon (Yenilikçilik) Endeksi” (Global Innovation Index) değerleridir. Bu endeks eğitim harcamalarından, bilimsel teknik yayınlara, fikri mülkiyet haklarından mobil uygulama geliştirme oranlarına kadar 126 ülke için 80 kritere dayalı olarak bir sıralama oluşturmaktadır. Bu Endeks de Singapur beşinci (5.) sırada yer almaktadır.

Küresel Inovasyon liginin beşincisi Singapur,  eğitim sistemlerinin kalitesine dair en anlamlı karşılaştırmayı sunan PISA[16] sınavı 2015 yılı sonuçlarına göre matematik, fen ve okuduğunu anlama bölümlerinde birinci (1.) sıradadır.[17]

Peki Singapur’un eğitim sisteminin sırrı ne diye baktığımızda karşımıza bir kez daha Platon’un Akademisi çıkmaktadır. Aynen Akademi’de olduğu gibi Singapur’da da Matematik ve Fen ilkokul ve ortaokul boyunca öğretilen ana derslerdir. Öğrenciler lise seviyesinde sosyal bilimler dersleri alabilmekte ancak matematik veya en az bir fen dersinden lise bitirme sınavına girmek durumundadır. İlkokulun son yılından itibaren öğrencilerin derslerine matematik öğretmenleri girmektedir.[18]

Türkiye’nin rekabet ve eğitimle ilgili göstergelerine baktığımızda ise maalesef sıkıntılı bir tablo ortaya çıkmaktadır.

Türkiye Küresel İnovasyon Endeks sıralamasında 2017 yılında 43. Sırada iken 7 sıra gerileyerek 2018 yılında 50. Sıraya düşmüştür.[19] Bu düşüşte “Beşeri Sermaye ve Araştırma”, “Bilgi ve Teknoloji çıktıları” bileşenlerindeki gerileme rol oynamaktadır.

Öğrencilerimizin PISA sonuçları da benzer eğilimler göstermektedir. 2015 Yılında yapılan son PISA testi Matematik alan sonuçlarına göre Türkiye 2003 sonuçlarının da altına düşmüş, sınava katılan 70 ülke arasında 49. Sırada yer almıştır.

Tablo: Türkiye PISA Matematik performansı

  2003 2006 2009 2012 2015
Matematik 423 424 454 448 420
Türkiye / Toplam Ülke Sayısı 35/41 43/57 43/65 44/65 49/70

PISA yeterlik ölçümünde, her bir alana ilişkin öğrencilerin yetkinlik durumlarını gösteren 6 seviye bulunmaktadır. “Seviye 1 ve Altı” olarak ifade edilen başarı düzeyi, öğrencilerin bu alana ilişkin en temel bilgi ve becerilerinden yoksun oldukları anlamına gelmektedir.

Matematik alanında OECD ortalamasında öğrencilerin %23,4’ü Seviye 1 ve altı başarı düzeyindedir. Türkiye’de ise öğrencilerin %51.4’ü Seviye 1 ve altı başarı düzeyindedir. Bir başka ifadeyle OECD ülkelerinden dört öğrenciden birisi en temel seviye ve altında iken, ülkemizde öğrencilerin yarıdan fazlası en temel seviye ve altındadır.[20]

Öğrenciler ilerleyen yıllarda Yükseköğretime Geçiş Sınavı(YGS) ye girdiklerinde de durum değişmemektedir. 2016 yılında 40 soruluk YGS Temel Matematik testi doğru ortalaması 7,6 iken 2017 yılında ortalama 5’e düşmüştür.[21] Sınavın ikinci aşaması LYS’ye baktığımızda 50 soruluk Matematik testinde 2010’da 14.2 olan doğru cevap ortalamasının 9.85’e gerilediği görülmektedir.[22]

Öğrenci performansı bu seviyelerdeyken nüfusun geri kalanına bakmak için yine OECD tarafından PISA’ya benzer bir mantık ve metodoloji ile geliştirilen PIAAC test sonuçlarını incelemek gerekecektir.

OECD Yetişkin Becerileri Araştırması ile 16-65 yaş grubundakilerin “Sözel”, Sayısal” ve “Teknoloji becerileri” olmak üzere üç alanda beceri düzeylerini ölçmektedir.[23]

Türkiye’deki yetişkinlerin sayısal yeterliliklerdeki ortalama puanı 263 olan OECD ortalamasının oldukça altında 219 olarak gerçekleşmiştir. Türkiye araştırmaya katılan ülkeler ve ekonomiler arasında sayısal becerilerde (Endonezya) (210 puan) ve Şili (206 puan)’nin önünde sondan üçüncü sırada yer almıştır.[24]

Bütün bu kısa tarih turu, sayılar, göstergeler ve kıyaslamalardan sonra sonuç yerine şunları koyabiliriz;

Dünyayı yönetebilmek için önce onu anlamak gerekir. Dünyayı anlamanın yolu ise dünyanın üzerine inşa edildiği matematiği anlamaktan geçer. Matematiği tanımayan, bilmeyen, sevmeyen bir toplumun rekabetçi bir iktisadi yapı oluşturması, sürdürülebilir bir refaha kavuşması, öncü bir medeniyet kurması tarih boyunca söz konusu olmamıştır ve olmayacaktır.

Matematik sınıf geçmek için, sınavlarda başarılı olmak için cevaplanması gereken sorular demeti değildir. Matematik Dünyanın ve Evrenin temelidir. Dünyayı oluşturan maddeler, yer ve gök cisimlerinin hareketlerini belirleyen kanunlar hepsi matematiğin peşinden gitmektedir.

Bugünün küresel gelişmişlik liginin, şampiyonlar liginin girişinde şu yazmaktadır:

“Geometri bilmeyen giremez”


[2] Felsefe ve Hikmet üzerine, Durmuş Hocaoğlu, Türkiye Günlüğü sayı 76, Bahar 2004

[3] http://www.storyofmathematics.com/greek_plato.html

[4] http://www.storyofmathematics.com/sumerian.html

[5] Çeviri faaliyeti aslında Emevi hanedanı ile başlamış ve başlatan olarak ilk Emevi prensi Halid b. Yezid ismi kaynaklarda zikredilmekle birlikte Eski Babil topraklarının üstüne Bağdat’ı kuran Abbasi’nin ikinci halifesi Cafer el-Mansur, gerçek anlamda İslam dünyasında çeviri faaliyetinin başlatan olarak bilinir.

Kaynak: Bağdat Hikmet Evi , ESAGEV Bilim Tarihi Serisi (III), Osman KOCABAŞ

http://esagev.org/wp-content/uploads/2017/02/51-Ba%C4%9Fdat-Hikmet-Evi-Bilim-Tarihi-Serisi.pdf

[6] http://esagev.org/wp-content/uploads/2017/02/51-Ba%C4%9Fdat-Hikmet-Evi-Bilim-Tarihi-Serisi.pdf

[7] Türkçesi Harzemli

[8]  Asıl adı: Leonardo Bigollo (Leonardo Pisano or de Pisa) Fibonacci; iyinin oğlu anlamında takma isim.

[9] https://www.matematiksel.org/fibonacci-sihirli-sayilari/

[10] https://www.matematiksel.org/fibonacci-sihirli-sayilari/

[11] Paranın Yükselişi, Niall Ferguson, YKY

[12] Zettabyte=10^21 byte

[13] https://www.techinside.com/dunya-2016da-16-zettabytes-veri-uretti/

[14] “Everybody Lies”, Seth Stephens-Davidowitz

SETH STEPHENS-DAVIDOWITZ’DEN ‘EVERYBODY LIES’

[15]Güven Sak, Dünya Gazetesi köşe yazısı

 https://www.dunya.com/kose-yazisi/aman-ha-bakin-henry-kissingerda-ai-dedi/423480

[16] Dünyanın en kapsamlı eğitim araştırmalarından biri olan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (Programme for International Student Assessment-PISA), İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından 2000 yılından itibaren her 3 yılda bir OECD üyesi ülkeler ile katılımcı ülkelerde uygulanmaktadır. 2015 yılında dünya ekonomisinin yüzde 90’ını oluşturan 70 ülkede uygulanan PISA’nın amacı, 15 yaşındaki öğrencilerin günümüz toplumunda yer almalarını sağlayabilecek bilgi ve beceriye ne düzeyde sahip olduklarını tespit etmektir. PISA; öğrencilerin matematik, fen bilimleri ve okuma olmak üzere 3 temel alana ilişkin bilgi ve beceri düzeyini ölçmektedir.

PISA 2015 Sonuçları ve Türkiye

[17] https://www.oecd.org/pisa/pisa-2015-results-in-focus.pdf

[18] https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-44927990

[19] https://www.globalinnovationindex.org/Home

[20] https://www.oecd.org/pisa/pisa-2015-results-in-focus.pdf

[21] http://www.aljazeera.com.tr/haber/turkce-ve-matematikte-dusus

[22] http://www.hurriyet.com.tr/egitim/lys-matematikte-basari-her-sene-biraz-daha-dustu-40468862

[23] OECD Uluslararası Yetişkin Becerilerinin Ölçülmesi Programı (PIAAC)

[24] https://www.oecd.org/skills/piaac/Skills-Matter-Turkey-Turkish-version.pdf

1977 yılında Ankara’da doğdu. 1998 yılında ODTÜ İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun oldu ve aynı yıl Devlet Planlama Teşkilatında uzman yardımcısı olarak işe başladı. Başta eğitim sektörü olmak üzere, insan gücü, istihdam gibi farklı sektörlerde planlama uzmanı olarak görev yaptı. 2002 yılında “Eğitimin Ekonomik ve Sosyal Faydaları” üzerine Planlama tez çalışmasını ve ODTÜ İnşaat Mühendisliği bölümünde Yüksek Lisans çalışmasını tamamladı. 2002-2004 yılları arasında Avrupa Birliği Türkiye Gençlik Programı kurucu direktörlüğü görevini yürüttü. 2004 yılı itibarıyla ülkemizin Gençlik Programı tam üyesi olmasıyla birlikte Devlet Planlama Teşkilatındaki görevlerine döndü. 2004-2006 ve 2008-2010 yılları arasında eğitim, istihdam, gibi farklı sektörlerde çalıştı. Bu süre zarfında, 8. ve 9. Beş Yıllık Kalkınma Planlarının sosyal sektörlerle ilgili bölümlerinin, Ulusal İstihdam Stratejisi Taslak belgesinin, Eğitim-Kültür AB Müzakere faslı ülke raporunun, ilk Orta Vadeli Programın (2006-2008) Sosyal Politikalarla ilgili eksenlerinin aktif koordinasyonunu yürüttü. 2008 yılında Harvard Üniversitesinden Kamu Politikaları yüksek lisans derecesini tamamladı. Yüksek lisans eğitimi esnasında “Sayısal Analiz ve Ampirik Yöntemler” alanında öğretim asistanlığı yaptı. 2010-2017 yılları arasında Kalkınma Bakanlığında Sağlık ve Sosyal Güvenlik Daire Başkanı olarak görev yaptı.

Halen Kalkınma Bakanlığında (İktisadi Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürlüğü Ulaştırma, Enerji ve Lojistik Daire Başkanlığı), Kalkınma Uzmanı olarak görev yapmaktadır.