Türkiye’de ve Dünyada Alkol ve Madde Politikaları Savaş Yılmaz Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) madde bağımlılığını, alkol ve yasadışı uyuşturucular da dâhil olmak üzere psikoaktif maddelerin zararlı veya tehlikeli kullanımı olarak tanımlamaktadır. Çeşitli zararlar ve telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurmasına rağmen bu tür maddelerin üretimi, tüketimi, yasal ve yasadışı yollarla satışı ve kullanımı her geçen yıl artmakta ve bu durum küresel ölçekte ciddi bir halk sağlığı problemi doğurmaktadır. Keza bu tür maddelerin kullanımı pek çok sosyoekonomik soruna da neden olmaktadır. Cinayet ve intihar dâhil olmak üzere çok sayıda zihinsel ve davranışsal bozukluklar, her türlü kasıtlı ve kasıtsız yaralanma, ölüm, aile içi şiddet olayları, kazalar, yasadışı olaylar ve suçlar için önemli bir risk faktörüdür. Alkol kontrol politikaları ve uyuşturucu kontrol politikaları devletlerin halk sağlığı politikası olarak geliştirdikleri önlemler bütünüdür. Yasal olarak kullanılabilen tütün ve alkol gibi sosyoekonomik sorunlara ve halk sağlığı problemlerine neden olan maddelerden ziyade yasadışı uyuşturucu maddelerin uluslararası politikalara da etkisi bulunmaktadır. Bu durum uyuşturucu maddelere yönelik geliştirilen ulusal, bölgesel ve küresel kontrol politikalarını diğerlerinden farklı kılmaktadır.

Dünyada Alkol Politikaları

Alkol, insanlık tarihinin en eski dönemlerinden bugüne hemen hemen her toplumda üretilen, tüketilen uyarıcı ve bağımlılık yapıcı yasal bir maddedir ve günümüzde toplumların en önemli sağlık sorunlarından biri haline gelmiştir. Tüm dünyada yaygınlığının artması, alkol nedenli zararların önüne geçmek için küresel bir stratejiyi gerekli kılmış ve Dünya Sağlık Örgütü 2010 yılında “Alkolün Zararlı Kullanımının Azaltılmasına Yönelik Küresel Strateji” geliştirmiştir. Böylelikle DSÖ üyesi 194 ülkenin 65’inde (%34) ulusal alkol kontrol politikaları geliştirilmiş ve uygulamaya konmuştur.

Ulusal ve küresel boyutta alkol kontrol politikalarının geliştirilmesinde Küresel Strateji Belgesi (Global Strategy to Reduce Harmful Use of Alcohol) büyük rol oynamaktadır. Tüm dünya ülkelerine bir öneri olarak sunulan ve herhangi bir bağlayıcılığı olmayan küresel strateji belgesi, ulusal alkol kontrol politikaları geliştirilirken temel kaynak olarak kullanılmaktadır.

Diğer yandan afyon bitkisi eski çağlardan beri farklı amaçlar için kullanılmıştır. İnsanların sağlık problemlerini çözmek için morfin, eroin gibi uyuşturucu maddeler üretilmiştir. Hatta bu ilaçlar mucize ilaç olarak adlandırılmış, yasal ve seri olarak üretilmiş, serbestçe eczanelerde, marketlerde satılmıştır. Uyuşturucular, şifalı bir bitki olarak tedavi amacıyla, dinsel ayinlerde, askerlere cesaret vermek için kullanıldıkları gibi ilahi bir güç taşıdıklarına inanılarak da üretilmiş ve kullanılmıştır. Bu tür bitkilerin kullanımı milattan önceye kadar uzanmaktadır. Sanayi Devrimi sonrasında bu maddelere talep artmış, kullanım alanları çoğalmış ve bununla birlikte ticari meta haline gelmiştir. 19. yüzyılın ilk yarısından itibaren tüm dünyada önem kazanmış olan afyon üretimi ve yasadışı uyuşturucular da dâhil olmak üzere psikoaktif maddeler, uluslararası ekonominin ve politik ilişkilerin şekillenmesinde de etkili olmaya başlamıştır.

Alkol kontrolü politikaları, halk sağlığını geliştirmek, alkolle ilgili zararları azaltmak, arz ve talebi kontrol etmek için hükümetler tarafından alınan önlemler olarak tanımlanabilir. Ayrıca, tüketime ve zarara yol açan, üretim seviyesi, politik liberalleşme, pazarlama, demografik durum gibi hükümetin kontrolü dışındaki diğer faktörler de vardır. Kısacası, alkol kontrol önlemleri alkole bağlı sosyal ve sağlık sorunları üzerinde etkisi olan alkol tüketim seviyesini ve içme alışkanlıklarını değişikliğe uğratma amacını güden önlemler bütünüdür. Yapılan araştırmalar, kapsamlı ve etkili alkol politikalarını geliştirme ve uygulamanın mümkün olduğunu göstermiştir. Son yirmi yıl içinde, alkol politikaları, bilimsel anlamda alkol tüketimi ve alkol ile ilgili zarar arasındaki ilişkide önemli ilerlemeler kaydetmiştir.

Alkol konusunda aktif olan uluslararası örgütlerin en önemlisi 1946 yılında kurulan DSÖ’dür. DSÖ, alkol konusunda en fazla çalışma yürüten uluslararası örgütlerden biridir. DSÖ’nün Avrupa Bölge Ofisi kendi üyesi olan 52 ülkede alkole bağlı zararların azaltılması amacıyla birçok faaliyet yürütmektedir.

Bu kapsamda DSÖ, Avrupa’da bir bölge ofisi kurmuş ve bu ofis aracılığıyla Avrupa’da alkol politikalarına yönelik çalışmalarına başlamıştır. Bu doğrultuda Avrupa Bölgesinde alkolle mücadeleye yönelik politikalar oluşturmak amacıyla 1993-2000 yıllarını kapsayan Avrupa Bölgesel Eylem Planı, Avrupa Alkol Belgesi (Alkolle İlgili Avrupa Şartı), 2000-2005 Avrupa Bölgesel Eylem Planı ve Gençlik ve Alkol Deklarasyonu (Stockholm Deklarasyonu) gibi belgeleri alkol politikalarının oluşturulmasında temel belgeler olarak benimsemiştir.

Avrupa Alkol Eylem Planı (European Alcohol Action Plan) DSÖ Avrupa Ofisi üye ülkeleri tarafından alkole bağlı bedensel, ruhsal ve ekonomik problemleri en aza indirmek ve gençleri alkolün zararlı kullanımından korumak amacıyla 1992 yılında (1993-2000) kabul etmiştir.

1992 yılında kabul edilen Avrupa Alkol Eylem Planının değerlendirilmesinden yola çıkılarak bilgilendirme, eğitim, umumi, özel alanda ve çalışma alanlarında alkol kullanımı, alkollü araç kullanma, alkollü içkilerin ulaşılabilirliği, tedavi vb. konularda stratejiler belirlenmek üzere Bölgesel Eylem Planı (2000-2005) hazırlanmıştır.

Bunlardan, “Avrupa Bölgesinde Alkol Politikaları Çerçevesi”, “Alkol Konusunda Avrupa Planı” ve düzenlenen iki Balkanlar Konferansı’nda, ekonomik kaygı ve endüstrinin müdahalesi olmadan alkol politikalarının geliştirilmesinin önemi teyit edilmiştir.

DSÖ Avrupa Bölgesi Alkol Politikası Çerçevesi (Framework for Alcohol Policy in the WHO European Region) çalışmasında Bölgesel Eylem Planının özünü oluşturan ilkeler korunmakla birlikte, uluslararası işbirliğinin yanı sıra başka alternatif politikalara da vurgu yapılmıştır.

Alkolün teşvik edilmesi, ücretsiz dağıtımı, reklamları, sponsorlukları ve kolay ulaşılabilirlik durumları ile ilişkili olarak gençlerin korunması yönünde yapılan baskıları azaltmak amacıyla 2001 tarihli Avrupa 2000-2005 Alkol Eylem Planı çerçevesinde, Avrupa Alkol Eylem Planı Raporu (EURO/08/01, Kopenhag ve Madrid,12 Eylül 2001) yayınlanmıştır.

DSÖ’nün Dünya Sağlık Asamblesi’nde 10’dan fazla alkol ile ilgili ilke kararı kabul edilmiştir. 1979’da Konsey/Asamble alkol tüketimine ve özellikle aşırı alkol tüketimine bağlı sorunların dünyanın başlıca sağlık sorunu olacağını bildirmiştir. Benzer görüş, 25 yıl sonra Mayıs 2005’te Dünya Sağlık Konseyinde/Asamblesinde kabul edilen 58/26 sayılı “Alkolün Zararlı Kullanımından Kaynaklanan Kamu Sağlığı Sorunları” kararında Konsey/Asamble tarafından tekrarlanmıştır. DSÖ, bir alkol çerçeve sözleşmesi oluşturmaya çalışmaktadır.

Alkolle ilgili daha kapsamlı politikalar ve yürütme programları oluşturmak amacıyla 12-14 Aralık 1995 tarihinde Paris’te düzenlenen Dünya Sağlık Örgütü Bakanlar Konferansında “Alkolle İlgili Avrupa Şartı” olarak da bilinen “Avrupa Alkol Belgesi (European Charter on Alcohol)” kabul edilmiştir. Bu belgede alkol politikalarını destekleyen beş etik ilkeye ve on stratejiye yer verilmiştir.

Avrupa Alkol Şartı, Bölge’deki tüm insanların sağlık ve iyilik halini korumak ve geliştirmek için rehber ilkeleri ve hedefleri ortaya koymaktadır. Bu bildiri, çocukları ve gençleri alkole iten baskılardan korumayı ve alkolün onlara doğrudan veya dolaylı verdiği zararları azaltmayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda etik ilkeler ve stratejiler geliştirilmiştir.

Her üye ülkenin birbirlerinden farklı kültürleri, sosyal, yasal ve ekonomik koşulları ile uyumlu olarak, yukarıda listelenen etik ilkeleri ve amaçları etkin kılmaya yönelik sağlığın geliştirilmesi konusunda stratejilerin uygulanmasının, Avrupa Bölgesinin sağlığına ve ekonomisine belirgin yarar sağlayabileceği noktasından hareketle stratejiler belirlenmiştir.

21 Şubat 2001’de Stockholm’de kabul edilen “Gençler ve Alkol Üzerine Bildirge (Declaration on Young People and Alcohol- Stockholm Declaration)” 1995 Avrupa Şartı’nı temel almış; alkol tüketmeye başlayan gençlerin sayısını önemli ölçüde azaltmak, gençlerin içkiye başlama yaşını geciktirmek, genç insanlar arasında özellikle adolesan (12-21 yaş arası dönem) ve genç erişkinlerde yüksek riskli alkol tüketiminin meydana gelmesini ve sıklığını önemli ölçüde azaltmak, özel olaylara vurgu yapılarak alkolün teşvik edilmesi, bedava dağıtımı, reklamları, sponsorlukları ve kolay ulaşılabilirlik durumları ile ilişkili olarak gençlerin içmeleri yönünde yapılan baskıları azaltmak temel hedefler olarak belirlenmiştir. Bildirge, Alkolle İlgili Avrupa Şartı’nın (European Charter on Alcohol) ilkesini tekrar onaylamıştır.

2008 yılında toplanan 61. Dünya Sağlık Asamblesinde “Alkolün Zararlı Kullanımına İlişkin Stratejiler” (WHA61.4) hakkındaki karar, 2010 yılında yapılan 63. Dünya Sağlık Asamblesi’nde ise “Alkolün Zararlı Etkilerinin Azaltılmasına İlişkin Küresel Strateji (WHO Global Strategy to Reduce the Harmful Use of Alcohol)” (WHA63.13) konulu karar kabul edilmiştir.

Türkiye’de Alkol Politikaları

Türkiye’de uzun yıllar süren devlet tekeli dönemi, 2001 yılında alkol piyasasında serbestleşmeyi sağlayan yasal düzenleme ile sona ermiş ve bu düzenlemenin akabinde Tütün ve Alkol Piyasası Denetleme Kurulu kurulmuş; 2011 yılı itibariyle 4250 sayılı kanunda yapılmaya başlayan değişikliklerle de Türkiye’nin alkol kontrol politikaları Küresel Strateji Belgesi kapsamında şekillenmeye başlamıştır.

Küresel Stratejisi Belgesi’nin beş hedefi bulunmaktadır:

a. Zararlı alkol kullanımının neden olduğu sağlıkla ilgili, sosyal ve ekonomik sorunların ağırlığı ve niteliği hakkında küresel farkındalığı arttırmak ve hükümetlerin zararlı alkol kullanımına karşı harekete geçmek üzere daha fazla kararlılık göstermelerini sağlamak,
b. Alkole bağlı zararın derecesi ve unsurları ve bu tür zararları azaltmak ve engellemek için etkin müdahaleler hakkında bilgi tabanını güçlendirmek,
c. Zararlı alkol kullanımını önlemek ve alkol kullanımına bağlı rahatsızlıklar ve bunlara bağlı sağlık koşullarını yönetmek konusunda üye devletlere daha fazla teknik destek vermek ve kapasitelerini geliştirmek,
d. Zararlı alkol kullanımını önlemek üzere uygun ve uyumlu eylemler için gerekli ortaklıkların geliştirilmesi, paydaşlar arasında daha iyi koordinasyon sağlamak ve kaynakları daha fazla seferber etmek,
e. Farklı düzeylerde izleme ve denetleme sistemlerinin geliştirilmesi ve savunuculuk, politika geliştirme ve değerlendirme amacıyla bilginin daha etkin yaygınlaştırılması ve uygulanmasını sağlamak.

Bu hedefleri gerçekleştirebilmek için küresel boyutta müdahale edilmesi öngörülen on alan belirlenmiştir. Bunlar; liderlik, farkındalık ve kararlılık, sağlık hizmetlerinin yanıtı, toplumsal eylemler, alkollü araç kullanma politikaları ve karşı önlemleri, alkolün erişilebilirliği, alkollü içeceklerin pazarlanması, fiyatlandırma politikaları, alkol tüketiminin ve sarhoşluğun olumsuz sonuçlarını azaltma, yasadışı alkol kaçakçılığı ve yasal olmayan şekilde üretilmiş alkolün halk sağlığı üzerindeki etkilerini azaltma, izleme ve denetlemedir.

Türkiye’de alkollü içkiler piyasası, devlet tekeline alındığı 1942 yılından itibaren yaklaşık altmış yıl boyunca nispeten toplum ve devlet açısından korumacı ve güvenli bir dönem geçirmiştir. Ancak, 1980’lerde başlayan ve neoliberal politika olarak adlandırılan serbest politika uygulamalarının ülkemiz alkollü içkiler piyasasına yansımasıyla birlikte 2001 yılı Ocak ayında alkol piyasasında altmış yıldır devam etmekte olan yasal devlet tekeli kaldırılmıştır. Türkiye alkollü içkiler piyasası, 2004 yılında tamamen serbest piyasa yapısına dönüştürülmüş ve küresel piyasa düzeninin bir parçası haline gelmiştir.

Bu dönüşüm sonrasında piyasanın ekonomik-ticari büyüklüğü yıllık 10-12 milyar TL gibi devasa bir boyuta yaklaşmış, öte yandan bu piyasalardaki ürünler, oldukça genç bir nüfusa sahip ülkemiz açısından kamu güvenliği ve esenliği ile birey ve toplum sağlığına yıkıcı etkiler meydana getirecek boyuta doğru bir seyir haline girmiştir. Yeniden yapılandırılan alkollü içkiler piyasasında çok kısa süre içerisinde başta ithal ürünler olmak üzere pazarda oluşan ürün sayısı yaklaşık 5 katına, bu alanda faaliyette bulunan firma sayısı üç katına çıkmıştır. Devlet tekelinin tamamen sona erdiği 2004 yılı başında piyasaya arz edilen ürün çeşidi 891 iken Temmuz 2011 itibariyle 7500 adede ulaşmıştır.

2010 yılında belirlenen küresel stratejiler çerçevesinde 2013 yılında İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nda değişiklikler yapılmış ve Türkiye Alkol Kontrol Politikaları güncel halini almıştır. Küresel stratejiler çerçevesinde İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu 6.maddesi’nde ve Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’te değişiklikler yapılmıştır.

Alkollü içkilerin her ne surette olursa olsun reklamı ve tüketicilere yönelik tanıtımı yapılamayacağı kanunlaştırılmıştır. Bu ürünlerin kullanılmasını ve satışını özendiren veya teşvik eden kampanya, promosyon ve etkinlik yapılamayacağı; ancak, münhasıran alkollü içkilerin uluslararası düzeyde tanıtımına yönelik ihtisas fuarları ile bilimsel yayın ve faaliyetler düzenlenebileceğine yer verilmiştir. Alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayanların, her ne surette olursa olsun hiçbir etkinliğe ürünlerinin marka, amblem ya da işaretlerini kullanarak destek olamayacağı ifade edilmiştir. Belirtilen yasakların her birine aykırı hareket edenlere ve ilgili işletme sahiplerine 4250 Sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanununda öngörülen idari para cezaları uygulanmaktadır.

Açık alkollü içki satışı yapmaya ilişkin izin belgesi olan işletmelerde servis amaçlı materyallerde marka, amblem ve logo kullanılabileceği; ancak, televizyonlarda yayınlanan dizi, film ve müzik kliplerinde alkollü içkileri özendirici görüntülere yer verilemeyeceği kanunda yer almıştır. Alkollü içkileri üretenler, ithal edenler ve pazarlayanlar her ne amaçla olursa olsun, teşvik, hediye, eşantiyon, promosyon veya bedelsiz olarak alkollü içki dağıtamamaktadır. Belirtilen yasakların her birine aykırı hareket edenlere ve ilgili işletme sahiplerine 4250 Sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nda öngörülen idari para cezaları uygulanmaktadır.

Alkollü içkiler, tüketilmek veya beraberinde götürülmek üzere on sekiz yaşını doldurmamış kişilere satılamaz veya sunulamamaktadır. Aykırı hareket edenlere 4250 Sayılı İspirto Ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nda öngörülen idari para cezaları ve diğer idari yaptırımlar uygulanmaktadır. Aykırı hareket edilmesi sonucunda çocuğun sağlığının tehlikeye sokulması hâlinde, fail hakkında ayrıca 5237 sayılı TCK’nın “Sağlık için tehlikeli madde temini” başlıklı 194. maddesi hükmüne göre cezaya hükmolunmaktadır.

On sekiz yaşını doldurmamış kişiler, alkollü içkilerin üretiminde, pazarlanmasında, satışında ve açık sunumunda istihdam edilememektedir. Yasal düzenlemeler uyarınca gerçekleştirilen eğitim amaçlı çalışmalar bu hükmün dışında tutulmuştur. Aykırı hareket edenlere 4250 Sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanununda öngörülen idari para cezaları uygulanmaktadır. Alkollü içkiler, otomatik satış makineleri ile satılamaz, her nevi oyun makineleri veya farklı yöntemlerle oyun ve bahse konu edilemez. Bu ürünler basın ve yayın yoluyla tüketicilere satılamaz ve posta ile satış yöntemi kullanılarak gönderilemez. Alkollü içkiler, 22.00 ila 06.00 saatleri arasında perakende olarak satılamaz. Aykırı hareket edenlere 4733 sayılı Kanunun 8. maddesinin beşinci fıkrasının (k) bendinde öngörülen idari para cezası verilir.

Alkollü içkiler sunum izni verilen yerlerde açık olarak tüketilebilmektedir ancak bu yerlerde tesis sınırları dışında tüketilmek üzere alkollü içki satışı yapılamamaktadır. Alkollü içkiler, işletme dışından görülecek şekilde perakende olarak satışa arz edilememektedir. Aykırı hareket edenlere 4250 Sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nda öngörülen idari para cezaları uygulanmaktadır.

İhraç amaçlı üretilenler hariç olmak üzere, Türkiye’de üretilen veya ithal edilen alkollü içkilerin ambalajları üzerine, zararlarını belirten Türkçe yazılı uyarı mesajları konulur. Uyarı mesajları resim, şekil veya grafik biçimlerinde de olabilir. Uyarı mesajlarını taşımayan alkollü içkiler satışa arz edilemez, satılamaz. Alkollü içkilerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti, alkolsüz içki ve sair ürünlerde; alkolsüz içki ve sair ürünlerin marka, tanıtıcı ve ayırt edici hiçbir işareti de alkollü içkilerde kullanılamaz. Ancak, ihraç amaçlı üretilenlerde bu fıkra hükmü uygulanmaz. Uyarı mesajlarının şekli, boyutu ve içeriği Sağlık Bakanlığının uygun görüşü alınarak belirlenir. İhraç amaçlı üretilenler hariç olmak üzere, alkollü içki kategorisindeki ürünlerin işlenmesi sonucunda, elde edilen alkolsüz içkilerde; içeriğinde alkol kalmış içeceklerin ambalajları üzerine içerdiği alkol miktarı, alkol tamamen alınmış ise alkolün tamamen alındığı hususu tüketiciler tarafından kolaylıkla okunabilecek şekilde yazılır. Belirtilen yasakların her birine aykırı hareket edenlere ve ilgili işletme sahiplerine 4250 Sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanununda öngörülen idari para cezaları uygulanır.

Meskûn mahaller ve konaklama yerleri hariç olmak üzere, otoyollardaki ve devlet karayollarındaki yapı ve tesislerde alkollü içki satışına ve tüketimine izin verilmez. Öğrenci yurtları, sağlık hizmeti verilen yerler, spor müsabakası yapılan stadyum ve kapalı spor salonları, her türlü eğitim ve öğretim kurumları, kahvehane, kıraathane, pastane, bezik ve briç salonları ile akaryakıt istasyonlarının mağaza ve lokantalarında alkollü içkilerin satışı yapılamaz. Belirtilen yasakların her birine aykırı hareket edenlere ve ilgili işletme sahiplerine 4250 Sayılı İspirto Ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nda öngörülen idari para cezaları uygulanır ve Kabahatler Kanunu 35. Maddesi birinci bendi hükmolunur. Bu Kanun kapsamına giren ürünlerin perakende veya açık olarak satışının yapıldığı yerler ile örgün eğitim kurumları ve dershaneler, öğrenci yurtları ve ibadethaneler arasında kapıdan kapıya en az yüz metre mesafenin bulunması zorunludur. Bu fıkradaki mesafe şartı turizm belgeli işletmeler için uygulanmaz. Mesafe şartı, satış belgesinin verildiği tarih itibarıyla aranır. Mesafe sınırları içerisindeki taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli yapılarda düzenlenecek süreli etkinlikler için Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumunca açık alkollü içki sunum izni verilebilmektedir.

Motorlu taşıtlar için alkol üst sınırı ise hususi otomobillerde 0,50 promil, hususi otomobil dışında kalan diğer araçlarda 0,20 promil olarak belirlenmiştir. Aykırı hareket edenlere geriye doğru beş yıl içerisinde değişen oranlarda para cezaları ve ehliyete el koyma cezaları uygulanır. 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilenler veya yasal sınırların üzerinde alkollü olarak trafik kazasına sebebiyet veren sürücüler Türk Ceza Kanunu 179. Madde kapsamında cezalandırılmaktadır.

Tütün mamulleri veya alkollü içkilerin tüketicilere satışını; internet, televizyon, faks ve telefon gibi elektronik ticaret araçları ya da posta ile sipariş yöntemi kullanarak yapmak üzere satış sistemi kuran veya faaliyette bulunanlara idarî para cezası verilir. Satışın internet ortamında yapılması halinde, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’da öngörülen usullere göre erişimin engellenmesine karar verilir ve bu karar hakkında da anılan Kanun hükümleri uygulanmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından alkolün zararlı kullanımına küresel boyutta müdahale edilmesi öngörülen on alan göz önünde bulundurulduğunda; Türkiye Alkol Kontrol Politikaları ikinci, yedinci ve onuncu alana yönelik uygulama geliştirmemiş; üçüncü alana dolaylı olarak etki eden uygulamalara mevzuatta yer vermiştir. Sağlık hizmetlerinin yanıtı; izleme, değerlendirme, denetleme ve fiyatlandırma politikalarına yönelik uygulamalarda eksiklik bulunmaktadır.

Dünyada uyuşturucu politikaları

Dünyada uyuşturucu politikalarının tarihsel gelişiminde, Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu ve Suç Ofisi-UNODC (United Nations Office for Drugs and Crime), Birleşmiş Milletler Uyuşturucu Maddeler Komisyonu-CND (United Nations Commission on Narcotic Drugs), Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu-INCB (International Narcotics Control Board), Avrupa Birliği Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi-EMCDDA gibi uluslararası mekanizmalar ve uyuşturucuyla mücadeleye yönelik uluslararası sözleşmeler büyük rol oynamıştır.

Uluslararası seviyede uyuşturucu politikalarına ilişkin 1961 Tek Sözleşmesi, 1971 Psikotrop Maddeler Sözleşmesi, 1988 BM Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığı ile Mücadele Sözleşmesi şeklinde başlıca üç temel sözleşme bulunmaktadır. Bu sözleşmeler devletlerin özellikle arzla mücadele politikalarını yönlendiren ve temelde uyuşturucu maddelere ilişkin ulus devletlerin politikalarını düzenleyen bir muhtevaya sahiptir. Sözleşmeler uyuşturucusuz bir dünya ideali ile oluşturulmuş ve ulus devletlerin uyuşturucu politikalarının da genel çerçevesini belirlemiştir.

Uyuşturucuyla mücadele konusunda alınan küresel tedbirler ilk olarak Milletler Cemiyeti bünyesinde ve ABD’nin etkisi ile şekillenmeye başlamıştır. Birleşmiş Milletler Cemiyeti bünyesinde 15 Aralık 1920’de, afyon ve diğer uyuşturucu maddelerin ticaretine ilişkin anlaşmalara uyulup uyulmadığının denetlenmesi amacıyla Afyon ve Diğer Uyuşturucu Maddelerin Kaçakçılığı Danışma Komitesi adıyla bir organ kurulmuştur.

1961 ve 1971’de Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi yönetiminde toplantılar düzenlenmiş, bu toplantılarda da uyuşturucu maddelerle ilgili olarak bazı anlaşmalar imzalanmıştır. BM Ekonomik ve Sosyal Konseyi 1961 yılında daha önceden yapılmış sözleşmeleri gözden geçirmiş bütün sözleşmeleri tek bir metinde toplamıştır.

1961 tarihli sözleşme uyuşturucu maddelere yönelik tüm sözleşmeleri kapsadığı için “Tek Sözleşme” ismini almıştır. Tek Sözleşme, uyuşturucu maddelere dair bu tarihe kadar yürürlükte bulunan anlaşmaların büyük bir kısmının yerini almıştır. BM Ekonomik ve Sosyal Konsey tarafından hazırlanan “Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi” daha sonra 40 devlet tarafından onaylanarak yürürlüğe girmiştir. 22 Haziran 1967 tarihinden itibaren Türkiye’de yürürlüğe girmiştir.

1961 Tek Sözleşmesi’nin giriş kısmında, uyuşturucu bağımlılığını fertler için bir afet olduğu ve insanlık için ekonomik ve sosyal bir tehlike teşkil ettiği, bu afeti önlemek ve onunla savaşmak hususunda Birleşmiş Milletler Teşkilatının yetkili olduğu ve bu mücadelenin başarılı olabilmesi için düzenli ve evrensel olması gerektiği ve böylesine evrensel bir hareketin, aynı ilkelerle yönetilen ve ortak amaçlar güden milletlerarası bir işbirliği gerektiği dile getirilmiştir.

1961 Tek Sözleşmesinde uyuşturucu maddelere benzer etki yapan sentetik psikotropik uyuşturucu maddeler dâhil edilmediği için bu eksikliği kapatmak adına Ekonomik ve Sosyal Konsey bünyesinde çalışmalar yapılmıştır.

1971 yılında Psikotrop Maddeler Sözleşmesi imzalanmış ve 1976 tarihinde 40 ülkenin imzalamasıyla yürürlüğe girmiştir. Sözleşme, Türkiye tarafından 1971 tarihinde imzalanmış ve 1985 yılında yürürlüğe girmiştir. Sözleşmenin sonunda psikotropik maddeler dört cetvel halinde sıralanmış olup, bu cetvellere yeni maddelerin eklenmesi mümkün görülerek, bu konuda Dünya Sağlık Örgütü yetkili kılınmıştır.

1971 tarihli Birleşmiş Milletler Psikotrop Maddeler Hakkındaki Sözleşmesi ile kötüye kullanılan ve insan psikolojisini etkileyen ilaçların kontrol altına alınması, uyuşturucu etkisi bulunan ilaçların ancak doktor reçetesi ile kullanılmasının sağlanması, bu sözleşmede belirtilen hususların üye devletlerin kendi iç hukuklarında suç sayılması yönünde gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasının sağlanması gibi kararlar alınmıştır.

Uyuşturucu maddelerin trafiğini önüne geçmek için 1988 tarihinde Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme Türkiye tarafından 1988 tarihinde imzalanmış ve 1995 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bu sözleşme devletlerin, uluslararası boyuttaki uyuşturucu ve psikotrop madde kaçakçılığına karşı daha etkin bir biçimde mücadele etmelerini sağlayabilmek için kendi aralarında var olan işbirliğini daha da artırmayı amaçlamıştır. Sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesinde, üyeler kendi hukuk sistemlerinin temel hükümlerine uygun olarak, yasa yapmak ve idari önlemler almak hakkına sahipti.

1988 tarihli Sözleşme ile uyuşturucu ve psikotrop maddelerin imalinde kullanılan kimyasal maddelerin kontrol altına alınması, uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadelede kara para aklanmasının önlenmesi, kontrollü teslimat uygulamasının mümkün kılınması, uyuşturucuyla mücadelede etkinliği arttırmak için uluslararası alanda operasyonel faaliyetlerin gerçekleştirilmesi ve adli yardımlaşma, bilgi alış-verişi ve iletişimin arttırılması amaçlanmıştır.

Son yıllarda dünya genelinde uyuşturucu madde kullanımının yaygınlaşması, var olan sözleşmelerin ve bu sözleşmelere dayalı politikaların yetersiz olduğuna dair tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Tartışmanın bu yönüyle farklı sektörlerden söz konusu uluslararası çerçeveye yönelik ciddi itirazlar yükselirken, diğer tarafta ise söz konusu sözleşmelerin yeterli olduğunu savunan bir yaklaşım mevcuttur. Bu yaklaşımı savunanlara göre, olumsuz sonuçlar doğuran uygulamaların kaynağı mevcut uluslararası çerçeveden ziyade, devletlerin kendi yerel politikalarından kaynaklanan sorunlardır.

Mevcut uluslararası sözleşmelerin ve ulusal politikaların çok kapsamlı stratejik uygulama ve yaklaşımlarla revize edilmesi gerekmektedir. Uyuşturucu politikalarının belirlenmesinde uluslararası boyuttan yerele değil, yerelden uluslararası boyuta doğru ilerleyen bir yaklaşım benimsenmeli; mevcut dinamikler bu yaklaşımla harekete geçirilmelidir. Buna göre, uyuşturucu ile mücadele politikaları alanındaki uluslararası çerçeve gelişmiş ülkelerin uygulamakta olduğu stratejilerinin bir yansıması olmaktan öte, her coğrafyanın kendine mahsus şartları çerçevesinde; kültürel, coğrafi, bölgesel farklılıklar ve değerler dikkate alınarak oluşturulmalıdır.

Türkiye’de Uyuşturucu Politikaları

Türk dış politikasında önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönem olan 1930’lu yıllar, Türkiye’nin uyuşturucu ile mücadelede yer almaya başladığı dönem olmuştur. 1932’de Milletler Cemiyetine girmesiyle birlikte uluslararası ilişkilerinde belirleyici bir konuma gelen uyuşturucuyla mücadele hakkında önleyici bir takım tedbirler almaya başlamıştır. O dönemden 2000’li yılların başına kadar uluslararası mekanizmalar tarafından yürütülen tüm çalışmalara katılım göstermiştir.

Uyuşturucu problemini ağırlıklı olarak “uluslararası” bir politika meselesi olarak algılayan Türkiye, 1990’lı yılların sonu ile 2000’li yılların başlarından itibaren konuyu “uluslararası” boyutu olan “ulusal” bir mesele olarak değerlendirmeye başlamış ve son 10 yıllık süreçte gerek ulusal gerekse uluslararası alanda sistematik ve etkin mücadeleler sergilemiştir.

2004 yılında Türkiye ile Avrupa Birliği Komisyonu arasında Uyuşturucu İmalinde Sıkça Kullanılan Ara Maddelerin Denetimi Anlaşması imzalanmıştır. 2006 yılında ulusal ihtiyaçlarımız ve Avrupa Birliği’ne adaylık sürecindeki yükümlülüklerimiz çerçevesinde 2006-2012 yıllarını kapsayan “Bağımlılık Yapıcı Maddeler ve Bağımlılıkla Mücadele Ulusal Politika ve Strateji Belgesi” yürürlüğe girmiştir. Anılan Strateji Belgesinde her biri üç yıllık olmak üzere, iki ayrı Eylem Planının oluşturulması öngörülmüştür. Bu çerçevede 2007-2009 yılları arasında İlk Ulusal Uyuşturucu Eylem Planı uygulanmış ve İkinci Ulusal Eylem Planı 2010-2012 09.11.2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Türkiye, merkezi Lizbon’da bulunan Avrupa Birliği Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi’ne (EMCDDA) katılma kararı almış ve katılım anlaşması 2007 tarihinde imzalanmıştır. EMCDDA Ulusal Temas Noktası görevi Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına bağlı olarak kurulan TUBİM (Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi tarafından yürütülmektedir.

2008 yılı sonunda yayınlanan “Uyuşturucu Başta Olmak Üzere Madde Bağımlılığı ve Kaçakçılığı Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu” raporu da ülkemizdeki uyuşturucu sorununu etraflıca ele alan ilk rapor niteliğindedir. Rapor özellikle uyuşturucuyla mücadelede ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile diğer sektörlere düşen görevler ve bu sorunun çözümüne ilişkin yaklaşımlar üzerinde durmaktadır.

Türkiye, uyuşturucu alanında uluslararası işbirliğini sağlamakla yükümlü olan kuruluşların çalışmalarına her aşamada önemli katkıda bulunmaktadır. BM Uluslararası Uyuşturucu ve Suç Ofisi (United Nations Office for Drugs and Crime-UNODC) ile yakın bir işbirliği yürütmektedir. Türkiye, UNODC’ye yapmakta olduğu gönüllü katkıları yıllık 800.000 ABD Dolarına çıkartarak, ofise en çok katkıyı sağlayan ülkeler arasında yer almıştır.

Ayrıca, Avrupa Konseyi çerçevesinde oluşturulan ve “Pompidou Grubu” olarak anılan, üye ülkelerin uyuşturucuyla mücadeleden sorumlu üst düzey görevlilerinin katıldığı istişare ve eşgüdüm mekanizmasına dâhil olup, çalışmalarına etkin biçimde katılmaktadır.

Ülkemizin UNODC ile işbirliği çerçevesinde, Ankara’da uyuşturucu ve örgütlü suçlarla mücadele alanında eğitim vermek üzere “Türkiye Uluslararası Uyuşturucu ve Organize Suçlarla Mücadele Akademisi (TADOC)” kurulmuştur. Akademinin Eğitim Merkezi bölümünde, ülkemizdeki ilgili kurumların temsilcilerine ilaveten, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü ve Balkan ülkeleri ile Türkiye’nin ikili işbirliği anlaşması imzaladığı ülkelerin kanun uygulayıcı birimlerine, uyuşturucu maddelerin yasadışı üretimi, kullanımı, kaçakçılığı ve örgütlü suçlarla mücadele konularında eğitim verilmektedir.

TADOC, bölgemizin ihtiyaçları doğrultusunda düzenlenen eğitim programları, uluslararası uzmanların da katılımıyla zenginleştirilen deneyimli kadrosu ve sahip olduğu modern tesisleri ile bölgenin anılan suçlara karşı akademik mücadele veren tek kurumudur.

28-29 Kasım 2014 tarihlerinde, 1. Uyuşturucu ile Mücadele Şurası yapılmıştır. Şura’da aynı anda 15 konu başlığının her biri ayrı bir çalıştay konusu olarak ele alınmış ve Uyuşturucuyla Mücadele Acil Eylem Planı taslağı da katılımcılara sunularak tartışmaya açılmıştır. Şura sonrasında yapılan değerlendirmeler ve alınan geribildirimler ülkemizde uyuşturucu ile mücadele kapsamında yürütülecek çalışmalara temel teşkil edecek olan “Ulusal Uyuşturucu ile Mücadele Strateji Belgesi”, “2015 Yılı Uyuşturucu ile Mücadele Acil Eylem Planı” ve “Uyuşturucu ile Mücadele Koordinasyon Kurulları Çalışma Usul ve Esasları” belgelerin hazırlanmasına rehberlik etmiştir.

Uyuşturucu ile Mücadele Yüksek Kurulu: 13 Kasım 2014 tarihli 2014/19 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile Başbakan Yardımcısı Başkanlığında 8 bakan (Aile ve Sosyal Politikalar, Adalet, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Gençlik ve Spor, İçişleri, Milli Eğitim, Gümrük ve Ticaret ve Sağlık Bakanları) tarafından oluşturulan “Uyuşturucu ile Mücadele Yüksek Kurulu (UMYK)” oluşturulmuştur. UMYK’nın altında kurulan diğer bağımlılıkla mücadele kurulları:

Uyuşturucu ile Mücadele Kurulu: Üst düzeydeki politik kararlılığın Bakanlıklar nezdinde takip ve koordinasyonunu sağlamak üzere 8 Bakanlığın müsteşar yardımcıları ve Yeşilay yönetiminin de katılımı ile “Uyuşturucuyla Mücadele Kurulu (UMK) oluşturulmuştur.
Uyuşturucu ile Mücadele Teknik Kurulu: Görev sahalarına giren konuların teknik kısımlarını çalışmak üzere ilgili bakanlıkların uzmanları ve Yeşilay’ın uzmanlarının katılım sağladığı “Uyuşturucuyla Mücadele Teknik Kurulu (UMTK)” oluşturulmuştur.
Uyuşturucu ile Mücadele İl Kurulları: Uyuşturucu ile mücadele sürecinde mevcut durumu tespit etmek ve hazırlanan eylem planı kapsamında uygulanması gereken faaliyetlerin ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyon içerisinde yürütülmesini ve takibini il düzeyinde sağlamak amacıyla Uyuşturucu İle Mücadele İl Kurulları oluşturulmuştur.

I.Uyuşturucu ile Mücadele Şurası’nda 2015 Yılı Uyuşturucuyla Mücadele Acil Eylem Planı taslağı da katılımcılara sunularak tartışmaya açılmıştır. 20 Ocak 2015 tarihli UMYK toplantısında onaya sunularak Kurul tarafından kabul edilmiş; 9 Mart 2015 tarihinde UMYK tarafından yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Anılan belgeler, son gözden geçirmeler tamamlanıp 20 Ocak 2015 tarihli UMYK toplantısında onaya sunularak Kurul tarafından kabul edilmiş; 9 Mart 2015 tarihinde UMYK tarafından yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. “2015 Yılı Uyuşturucu ile Mücadele Acil Eylem Planı” kapsamında gerçekleştirilen faaliyetler bir rapor haline getirilerek, hem sürecin izleme ve değerlendirmesi yapılmış hem de kurumsal bazda Acil Eylem Planının öncelediği eylemlerin gerçekleşme düzeyleri sürekli kontrol edilmiştir.

2016-2018 yıllarını kapsayan “Ulusal Uyuşturucu Politika ve Strateji Belgesi” ile “Ulusal Uyuşturucu Eylem Planı” uyuşturucu ile mücadele kapsamında 11 başlık ve 146 eylem altında mevcut durumu ortaya koymakta, yapılacak çalışmaların amaç, hedef ve stratejilerini belirlemektedir.

2016-2018 Ulusal Uyuşturucu ile Mücadele Strateji Belgesi ile 2016-2018 Ulusal Uyuşturucu ile Mücadele Eylem Planı, Avrupa Birliği İlerleme Raporları hakkındaki gelişmeler takibinde, ilgili kurum ve kuruluşların katkıları ile önceki “Ulusal Uyuşturucu Politika ve Strateji Belgesi” ile “Ulusal Uyuşturucu Eylem Planı” çerçevesinde oluşturulmuştur. 2016-2018 yıllarını kapsayan “Ulusal Uyuşturucu Politika ve Strateji Belgesi” ile “Ulusal Uyuşturucu Eylem Planı” uyuşturucu ile mücadele kapsamında 11 başlık ve 146 eylem altında mevcut durumu ortaya koymakta, yapılacak çalışmaların amaç, hedef ve stratejilerini belirlemektedir. Bu başlıklar: Uyuşturucuya Ulaşılabilirliğinin Önlenmesi, Toplumun Uyuşturucu İle Mücadeleye Katılımı, Taleple Mücadelede Tedavi, Uyuşturucu ile Mücadelede Sosyal Uyum, Uyuşturucu ile Mücadelede İletişim, Uyuşturucu ile Mücadele Sürecinin Yürütümü ve Koordinasyonu, İzleme ve Değerlendirme, Uyuşturucu ile Mücadelenin Finansal Boyutu, Uyuşturucu ile Mücadelede Yerel Yönetimler ve STK’lar İle İşbirliği, Uyuşturucu ile Mücadelede Danışma Birimleri, Uyuşturucu ile Mücadelede Uluslararası Deneyimler ve Başarılı Ülke Modelleri olarak sıralanmıştır.

Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğünce 4 Mayıs 2017 tarihinde II. Uyuşturucu ile Mücadele Şurası İletişim Çalıştayı gerçekleştirilmiştir. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünde düzenlenen çalıştaya, çeşitli üniversitelerden akademisyenler, Sağlık, Adalet, Gümrük ve Ticaret bakanlıkları ile Yeşilay’dan temsilciler, farklı medya kuruluşlarından gazeteciler katılım göstermiştir.

Çalıştayda, uyuşturucu ile mücadelede medyanın rolü ve önemi, basılı, görsel ve işitsel medya kanallarında ve haber içeriklerinde dikkat edilmesi gerekenler ve haberin sunuş biçimi, uyuşturucu ile mücadele anlamında idari-hukuki düzenlemelerin medya mecralarında görünürlük sağlanmasına yönelik faaliyetlerin tartışılması, uyuşturucu ile mücadelede ulusal medya kampanyası tasarımı: geleneksel ve yeni medya önerileri ve topluma rol model olmuş kişilerin farkındalık oluşturmadaki görev ve sorumlulukları gibi başlıklar ele alınmıştır.


Kaynaklar

Alkol ve Alkollü İçkilerin İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, http://mevzuat.basbakanlik.gov.tr/Metin.Aspx? MevzuatKod=7.5.14646&MevzuatIliski=0&sourceXmlSearch=t%C3%BCt%C3%BCn%20ma

Dünya Sağlık Örgütü, ‘’Alcohol Fact Sheet”, updated January 2015, http://www.who.int/gho/alcohol/en/

Dünya Sağlık Örgütü, Global Status Report on Alcohol and Health 2014 http://apps.who.int/iris/bitstream/10665/112736/1/9789240692763_eng.pdf https://www.researchgate.net/profile/Arif_Akgul/publication/320991473_Turkiye%27nin_Uyusturucu_ile_Mucadele_Politikasi_Politika_Surec_Analizi_Turkey%27s_Anti- Drug_Policy_A_Process_Model/links/5a0610524585157013a39d10/Tuerkiyenin- Uyusturucu-ile-Muecadele-Politikasi-Politika-Suerec-Analizi-Turkeys-Anti-Drug-Policy-AProcess- Model.pdf http://www.who.int/topics/substance_abuse/en/

İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu, http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.3.4250.pdf

Kuş, Sabahattin, ‘Dünyada ve Türkiye’de Alkol Kontrolü Politikaları’, Ankara, TAPDK Yayınları, 2011, syf.54-55.

Sarhoş olarak başkalarının huzur ve sükûnunu bozacak şekilde davranışlarda bulunan kişiye, kolluk görevlileri tarafından elli Türk Lirası (2016 yılı 105 TL) idarî para cezası verilir. Kişi, ayrıca sarhoşluğun etkisi geçinceye kadar kontrol altında tutulur. Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.4733.pdf

4250 Sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanununda Öngörülen İdari Para Cezaları ve Diğer İdari Yaptırımlar (2017 yılı için belirlenmiş yeniden değerleme oranına göre güncellenmiş idari para cezaları),
http://www.tapdk.gov.tr/tr/anasayfa/idari-yaptirimlar/2017-yili-4250-sayili-kanundaongorulen-idari-para-cezalari.aspx Madde 194: Sağlık için tehlike oluşturabilecek maddeleri çocuklara, akıl hastalarına veya uçucu madde kullananlara veren veya tüketimine sunan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.